9 Eylül 2014 Salı

Kirli Stüdyo Bölüm I

Kendi evime çıkabilmek sandığımdan da maliyetliymiş. Bunun için epey çalışmam gerekti. Tanıdığım birçok insan sosyal medyada tatil fotoğraflarını yarıştırıyorken ben o çekim benim, bu çekim senin koşturmuştum. Ben bir fotoğrafçıyım. Uzun yıllardır profesyonel bir abimizin yanında kendimi teknik anlamda iyi yetiştirdiğimi düşünüyorum. Bir de tanrı vergisi bir görü yeteneğim var. Bir kadının en seksi, en asil veya en estetik gözükeceği fotoğrafın hangi açıyla, hangi kompozisyonla veya ne tarz bir makyajla gerçekleneceğini gözümü kapattığım an kafamda kurabilirim. Kadınların fiziksel potansiyellerini açığa çıkarmaktaki bu sıradışı yeteneğim kulaktan kulağa yayılıyor artık. Şehirdışından gelen müşterilerim var. Yakında kendime bir sekreter tutmaya bile ihtiyacım olabilir. Ev diyordum...


Maddi gerekliliklere sahip olduktan sonra ev beğenmek de benim için zor oldu. Nihayet Kadıköy’ün Moda mahallesinde, denize yakın, Osmanlı döneminden kalma eski bir evin ikinci katı içime sindi. Fazla hırpalanmamıştı. Biraz bakıma ihtiyaç duyuyordu fakat toparlanamayacak gibi değildi. Düşündüğüm gibi de oldu. Evi tuttum. Birkaç dostumun yardımıyla evi önce temizledik. Sonra duvarları duvar kağıdı ile istediğim hale getirdim. Birkaç düzenleme ve dokuya uygun mobilyalar ile evim artık yaşanılabilir hale gelmişti. Hemen yakın arkadaş çevreme yeni evimin şerefine bir parti organize ettim.

Dün gece bu küçük evde yirmi kişiyi aşmıştık. İnsanlar insanları çağırmış olsalar gerek ki, şu an salonumda tanımadığım iki kız yarı çıplak uyuyor. Küvetimde bizim Ömer sızmış. Deniz manzaralı balkonumda üç erkek arkadaşım ve tanımadığım iki kız sohbet ediyor. Her yere kırmızı şarap ve viski karışımı nahoş bir koku hakim. Mutfak hariç. Mutfağım kusmuk kokuyor. Aynalı komidinin üstünde duran viski şişesini kapıyor ve mutfağa gidiyorum. Buzdolabının rafına koyduğum karamelli şekerimi almak üzere buzdolabını açıyorum. Yüzüm düşüyor. Hangi puşt karamelli şekerimden yedi acaba..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder