Kendi evime çıkabilmek sandığımdan da maliyetliymiş. Bunun
için epey çalışmam gerekti. Tanıdığım birçok insan sosyal medyada tatil
fotoğraflarını yarıştırıyorken ben o çekim benim, bu çekim senin koşturmuştum.
Ben bir fotoğrafçıyım. Uzun yıllardır profesyonel bir abimizin yanında kendimi
teknik anlamda iyi yetiştirdiğimi düşünüyorum. Bir de tanrı vergisi bir görü
yeteneğim var. Bir kadının en seksi, en asil veya en estetik gözükeceği
fotoğrafın hangi açıyla, hangi kompozisyonla veya ne tarz bir makyajla
gerçekleneceğini gözümü kapattığım an kafamda kurabilirim. Kadınların fiziksel
potansiyellerini açığa çıkarmaktaki bu sıradışı yeteneğim kulaktan kulağa
yayılıyor artık. Şehirdışından gelen müşterilerim var. Yakında kendime bir sekreter
tutmaya bile ihtiyacım olabilir. Ev diyordum...
Maddi gerekliliklere sahip olduktan sonra ev beğenmek de
benim için zor oldu. Nihayet Kadıköy’ün Moda mahallesinde, denize yakın,
Osmanlı döneminden kalma eski bir evin ikinci katı içime sindi. Fazla
hırpalanmamıştı. Biraz bakıma ihtiyaç duyuyordu fakat toparlanamayacak gibi değildi.
Düşündüğüm gibi de oldu. Evi tuttum. Birkaç dostumun yardımıyla evi önce
temizledik. Sonra duvarları duvar kağıdı ile istediğim hale getirdim. Birkaç
düzenleme ve dokuya uygun mobilyalar ile evim artık yaşanılabilir hale gelmişti.
Hemen yakın arkadaş çevreme yeni evimin şerefine bir parti organize ettim.
Dün gece bu küçük evde yirmi kişiyi aşmıştık. İnsanlar insanları çağırmış olsalar gerek ki, şu an salonumda tanımadığım iki kız yarı çıplak uyuyor. Küvetimde bizim Ömer sızmış. Deniz manzaralı balkonumda üç erkek arkadaşım ve tanımadığım iki kız sohbet ediyor. Her yere kırmızı şarap ve viski karışımı nahoş bir koku hakim. Mutfak hariç. Mutfağım kusmuk kokuyor. Aynalı komidinin üstünde duran viski şişesini kapıyor ve mutfağa gidiyorum. Buzdolabının rafına koyduğum karamelli şekerimi almak üzere buzdolabını açıyorum. Yüzüm düşüyor. Hangi puşt karamelli şekerimden yedi acaba..
Dün gece bu küçük evde yirmi kişiyi aşmıştık. İnsanlar insanları çağırmış olsalar gerek ki, şu an salonumda tanımadığım iki kız yarı çıplak uyuyor. Küvetimde bizim Ömer sızmış. Deniz manzaralı balkonumda üç erkek arkadaşım ve tanımadığım iki kız sohbet ediyor. Her yere kırmızı şarap ve viski karışımı nahoş bir koku hakim. Mutfak hariç. Mutfağım kusmuk kokuyor. Aynalı komidinin üstünde duran viski şişesini kapıyor ve mutfağa gidiyorum. Buzdolabının rafına koyduğum karamelli şekerimi almak üzere buzdolabını açıyorum. Yüzüm düşüyor. Hangi puşt karamelli şekerimden yedi acaba..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder