2 Eylül 2014 Salı

Yalıçapkını Bölüm I

-Alo, Cihan?

-Efendim Burak?

-Hazırladın mı bavulları? Akıyoruz oğlum bu cuma! Avrupa kazan biz kepçeee!

-Ya Burak.. Ben de seni arayacaktım aslında. Biliyorum baya ayıp olacak ama ben gelemiyorum..

-Ne demek gelemiyorum ya? E abi o kadar bilet aldık?

-Biliyorum biliyorum.. Veririm parasını.

-Lan konu para mı.. Niye gelemiyorsun?

-Ceyda sıkıntı çıkardı. Keyfimi kaçırdı ya.

-Ne sıkıntı çıkaracak abi? Ben konuşurum Ceyda ile. Herkes çatır çatır tatiline çıkıyor, dünyayı dolaşıyor. Bu ne böyle? Sevgili olmanın da bir sınırı var. Bu yüzden gelmezsen hakkaten bozuşuruz bak. Sanki seks partilerine atılacağız hemen. Tamam ben belki atılırım da, sen istemezsen bana katılmazsın eheh. Hadi diyorum.. Madrid, Barcelona, Roma, Berlin diyorum.. Brugge diyorum. AMSTERDAM DİYORUM LAN?!

-Bilmiyorum ya.. Hevesim kırıldı cidden. İstemiyorum hiç Avrupa falan.

-Hay beynini s... Evde misin?

-Evet.

*klik*


Ayrılığın gazıyla kendini dış dünyanın enerjisine teslim eden Burak, kendini meşgul edecek her şeye balıklama dalıyordu bu sıralar. Gardrobunu baştan aşağı yenilemişti. Daha dikkat çekici giyiniyordu. Duştan yeni çıkmıştı ve saçlarını yaptı. Lacivert tshirtünü üstüne geçirdi. Dişlerini aceleyle fırçaladı. Yine tek ayak üstünde sekerek kot pantolonunu giydi. Yeni aldığı güneş gözlüğünü taktı. Cüzdanını, telefonunu ve anahtarını alıp kendini sokağa attı.
Dışarıda leş gibi bir sıcak vardı. Temmuzun sonlarına gelinmişti artık. İstanbul, yaz tatiline giden insanlar nedeniyle daha sakindi bu aralar. Şehrin tadı bu zamanlarda daha iyi çıkarılıyordu. Burak, sıcaktan bunalarak yolda can verme tehlikesi atlatsa da bir şekilde metroya ulaşmayı başardı. Trene girince de klimanın vermiş olduğu serinlik ona çok iyi geldi. Sağ çarprazda oturan iki kızdan birinin gözü ona takılmıştı. Geniş yakalı tshirtünden göğsüne yaptırdığı yeni dövmesi görülebiliyordu. Bu aralar üzerinde gerçekten bir çekicilik olacaktı ki kısmeti hepten açılmıştı. Hiç pas vermedi ve başını arkaya yaslayıp gözlerini dinlendirmeye koyuldu. Sabaha kadar yeni tanıştığı birkaç kızla mesajlaşmıştı. Bu aralar uyku ve hayat düzeni iyice bozulmuştu. Kısa süre içerisinde metronun monoton gürültüsüyle uyuyakaldı.


Cihan duş almayalı bir günü aşmıştı. Göğsü, koltukaltı, apış arası, her yeri terlemişti. Gözleri çapaklı, gözlerinin altı şişikti. Sehpanın üzerinde duran üç efes şişesi odaya nahoş bir koku bırakıyordu. Odanın zemininde kullanılmış boxer ve çoraplar vardı. Terli bacaklarıyla bilgisayarın karşısına oturdu. Kapı çaldı. Kalkarken bilgisayar koltuğundan yapışkan bir cırp sesi geldi. Yatağın üstünden bir tshirt aldı ve kapıyı açtı. Gelen Burak'tı.

-Ne demek gelmiyorum lan?

Burak, içeriye girdi. Cihan’ın üzerinde ağır bir tükenmişlik enerjisi vardı. Burak, Cihan’ın odasına doğru yürüdü.

-Peff, bu odada insan yaşayabiliyor mu? Aç ulan şu camları. Havalandır bi odanı.

Camları ve perdeleri açtı, odadan çıkıp mutfağa gitti. Dolaptan soğuk suyu çıkardı ve raftan temiz ve iri bir bardak seçti kendine. Suyu doldururken şakaklarından boncuk boncuk ter akıyordu. Bir solukta suyu kafasına dikti ve soluk soluğa konuşmaya başladı.

-Dışarısı cehennem oğlum. Sakın çıkma.. Ben de ge... Oğlum bu suratının hali ne lan?

-Altıda uyudum. Kafam bozuk baya. Ceyda ile tüm gece tartıştık...

-Abi diyorum sana. İlişki yaşayacaksan bunları göze alacaksın. Türkiye’de ilişki yaşanmaaaz. Boşuna mı Avrupa’ya gidelim diyorum sana? Sadece gezmek için gitmiyoruz. İş falan da bakalım, gidelim, yerleşelim.

-Bıktım be abi. Kaldırmakta zorlanıyorum ben bu ilişkiyi artık. Beni yıpratıyor, neden hala bunu çektiğimi bilmiyorum...

-Yürü banyoya sen bi duş al. Aç soğuk suyu, iyi gelecek bak. Bekliyorum hadi.

-Doğru diyorsun. Geliyorum on dakikaya.


Cihan’a soğuk su gerçekten de iyi gelmişti. Dolabından hala temiz kalmış bir gömlek ve şort seçti. Oturma odasına geçtiler.

-Cihan ben dün bir kızla tanıştım.

-Son bir aydır haftada dört beş kızla tanışıyorsun zaten, ee?

-Ya bu daha farklı hissettirdi. Görsen o kadar narin, o kadar temiz ruhlu ki. Aynı zamanda mantıklı bir yapısı var. Değer vermeye değecek biri gibi hissettirdi.

-Mantıklı? Kız? Ahahahah. O kıza sadece iki ay ver ve nasıl bir manyak olduğunu sana göstersin. Al, benden hiç mi ders çıkarmıyorsun? Başta hepsi mantıklı gelir.

-Yok yok. Bu kızda bir şeyler var. Abi ileride saçmalasa bile şu an çok güzel hissettiriyor. Zaten fazla bir beklentim yok kimseden. Onu bunu boşver de, dün ne oldu anlat bakayım?

-Salla ya boşver. Klasik yoktan problem varetmece. Valla sıkıldım.

-E ne güzel işte ben de sana Prag’a gidelim diyorum. Değişiklik olur.

-Ya Burak o işin bir sürü teferruatı var. Konsolos monsolos gezemem şimdi.

-Ohooo sen ölmüşsün be abi. Yüzyılın dönekliğini yapıyorsun şu an. Ne yapalım şimdi konsolos gezmeyelim diye yurtiçinde bir yere mi gidelim tatil için?

-Aslına bakarsan hiçbir yere gitmek istemiyorum.

-Neden?

-Ya biz Avrupa’ya gideceğiz. Aramızdaki problemleri düzeltmeden gittiğim için Ceyda ile birbirimizden daha da soğuyacağız. Temizlemem gereken çöplük artacak anlayacağın.

-Cihan ben bana verdiğin sözler ne olacak diye kapris yapmadığım için mi kaç zamandır yaptığımız planı iki dakikada hiç edebiliyorsun? İlla ben de mi Ceyda gibi yapayım?

-Kişisel algılama lütfen. Ceydayla aram kötüyken hiçbir şey yapasım yok. Her şey onunla mutluyken güzel benim için. Kusura bakma.

-Oğlum sen ne diyorsun ya? Seni iyice kaybetmişiz biz. İyi madem, senin kendin için yaptığın bir planda onun içine sinmeyen bir şey olduğunda hemen aranızı bozsun, sen hayatını yaşayama, o da multu olsun. Plan iptal olduğunda da aranız düzelir zaten. Böyle bir hayat olabilir mi? Sen Ceyda için yaşamayacaksın kardeşim. Kendin için yaşayacaksın. Ceyda’yı bu kadar bencil bilmezdim.

-Saçmalama Ceyda öyle bir kız değil.

Burak alaycı bir tavırla gülerek:
-Eminim barıştıktan sonra keşke tatile gitseydiniz diyecek.

-Dalga geçme be oğlum.

-Dalga geçmiyorum, olacak olanı söylüyorum. Sonrasında sana hem iyi görünmek, hem de kendisi bir plan yaptığında ona engel olmaman için kendini aslında sana karışmayan biri olarak gösterecek.

-Burak.. Kız arkadaşımla ilgili bu kadar eleştirel konuşmasan..

-Benim yerimde olmak istemezdin Cihan. Mutlu değilsin. Seni korumaya çalışıyorum. Yaptığının farkında olmadan sana büyük kötülük ediyor. Beraber Avrupa turuna gideceğiz lan. Nasıl bu kadar bencil olabiliyor? Ortada gerçekten bir sorun olsa bile, gerçekten sana kızmak için haklı sebepleri olsa bile, bunu tatilinden sonraya bırakmalı. İyi niyetli olan bunu yapar. İyi geçireceğin tatilini burnundan getirmez. Neyse gel dışarı çıkalım. Benzin var mı arabada?

-Yok arkadan itersin.

-Oğlum kondisyonum çok iyi bu ara, kamyon olsa iterim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder