-Alo, Cihan?
-Efendim Burak?
-Hazırladın mı bavulları? Akıyoruz oğlum bu cuma! Avrupa
kazan biz kepçeee!
-Ya Burak.. Ben de seni arayacaktım aslında. Biliyorum baya
ayıp olacak ama ben gelemiyorum..
-Ne demek gelemiyorum ya? E abi o kadar bilet aldık?
-Biliyorum biliyorum.. Veririm parasını.
-Lan konu para mı.. Niye gelemiyorsun?
-Ceyda sıkıntı çıkardı. Keyfimi kaçırdı ya.
-Ne sıkıntı çıkaracak abi? Ben konuşurum Ceyda ile. Herkes
çatır çatır tatiline çıkıyor, dünyayı dolaşıyor. Bu ne böyle? Sevgili olmanın
da bir sınırı var. Bu yüzden gelmezsen hakkaten bozuşuruz bak. Sanki seks
partilerine atılacağız hemen. Tamam ben belki atılırım da, sen istemezsen bana
katılmazsın eheh. Hadi diyorum.. Madrid, Barcelona, Roma, Berlin diyorum..
Brugge diyorum. AMSTERDAM DİYORUM LAN?!
-Bilmiyorum ya.. Hevesim kırıldı cidden. İstemiyorum hiç Avrupa
falan.
-Hay beynini s... Evde misin?
-Evet.
*klik*
Ayrılığın gazıyla kendini dış dünyanın enerjisine teslim
eden Burak, kendini meşgul edecek her şeye balıklama dalıyordu bu sıralar. Gardrobunu
baştan aşağı yenilemişti. Daha dikkat çekici giyiniyordu. Duştan yeni çıkmıştı
ve saçlarını yaptı. Lacivert tshirtünü üstüne geçirdi. Dişlerini aceleyle
fırçaladı. Yine tek ayak üstünde sekerek kot pantolonunu giydi. Yeni aldığı
güneş gözlüğünü taktı. Cüzdanını, telefonunu ve anahtarını alıp kendini sokağa
attı.
Dışarıda leş gibi bir sıcak
vardı. Temmuzun sonlarına gelinmişti artık. İstanbul, yaz tatiline giden
insanlar nedeniyle daha sakindi bu aralar. Şehrin tadı bu zamanlarda daha iyi
çıkarılıyordu. Burak, sıcaktan bunalarak yolda can verme tehlikesi atlatsa da bir şekilde metroya ulaşmayı
başardı. Trene girince de klimanın vermiş olduğu serinlik ona çok iyi geldi. Sağ çarprazda
oturan iki kızdan birinin gözü ona takılmıştı. Geniş yakalı tshirtünden göğsüne
yaptırdığı yeni dövmesi görülebiliyordu. Bu aralar üzerinde gerçekten bir çekicilik olacaktı ki kısmeti hepten açılmıştı. Hiç pas vermedi ve başını
arkaya yaslayıp gözlerini dinlendirmeye koyuldu. Sabaha kadar yeni tanıştığı birkaç kızla
mesajlaşmıştı. Bu aralar uyku ve hayat düzeni iyice bozulmuştu. Kısa süre
içerisinde metronun monoton gürültüsüyle uyuyakaldı.
Cihan duş almayalı bir günü aşmıştı. Göğsü, koltukaltı, apış
arası, her yeri terlemişti. Gözleri çapaklı, gözlerinin altı şişikti. Sehpanın
üzerinde duran üç efes şişesi odaya nahoş bir koku bırakıyordu. Odanın
zemininde kullanılmış boxer ve çoraplar vardı. Terli bacaklarıyla bilgisayarın
karşısına oturdu. Kapı çaldı. Kalkarken bilgisayar koltuğundan yapışkan bir
cırp sesi geldi. Yatağın üstünden bir tshirt aldı ve kapıyı açtı. Gelen Burak'tı.
-Ne demek gelmiyorum lan?
Burak, içeriye girdi. Cihan’ın üzerinde ağır bir tükenmişlik
enerjisi vardı. Burak, Cihan’ın odasına doğru yürüdü.
-Peff, bu odada insan yaşayabiliyor mu? Aç ulan şu camları.
Havalandır bi odanı.
Camları ve perdeleri açtı, odadan çıkıp mutfağa gitti. Dolaptan
soğuk suyu çıkardı ve raftan temiz ve iri bir bardak seçti kendine. Suyu
doldururken şakaklarından boncuk boncuk ter akıyordu. Bir solukta suyu kafasına
dikti ve soluk soluğa konuşmaya başladı.
-Dışarısı cehennem oğlum. Sakın çıkma.. Ben de ge... Oğlum bu
suratının hali ne lan?
-Altıda uyudum. Kafam bozuk baya. Ceyda ile tüm gece
tartıştık...
-Abi diyorum sana. İlişki yaşayacaksan bunları göze
alacaksın. Türkiye’de ilişki yaşanmaaaz. Boşuna mı Avrupa’ya gidelim diyorum
sana? Sadece gezmek için gitmiyoruz. İş falan da bakalım, gidelim, yerleşelim.
-Bıktım be abi. Kaldırmakta zorlanıyorum ben bu ilişkiyi artık. Beni yıpratıyor,
neden hala bunu çektiğimi bilmiyorum...
-Yürü banyoya sen bi duş al. Aç soğuk suyu, iyi gelecek bak.
Bekliyorum hadi.
-Doğru diyorsun. Geliyorum on
dakikaya.
Cihan’a soğuk su gerçekten de iyi gelmişti. Dolabından hala
temiz kalmış bir gömlek ve şort seçti. Oturma odasına geçtiler.
-Cihan ben dün bir kızla tanıştım.
-Son bir aydır haftada dört beş kızla tanışıyorsun zaten,
ee?
-Ya bu daha farklı hissettirdi. Görsen o kadar narin, o
kadar temiz ruhlu ki. Aynı zamanda mantıklı bir yapısı var. Değer vermeye
değecek biri gibi hissettirdi.
-Mantıklı? Kız? Ahahahah. O kıza sadece iki ay ver ve nasıl
bir manyak olduğunu sana göstersin. Al, benden hiç mi ders çıkarmıyorsun? Başta
hepsi mantıklı gelir.
-Yok yok. Bu kızda bir şeyler var. Abi ileride saçmalasa
bile şu an çok güzel hissettiriyor. Zaten fazla bir beklentim yok kimseden. Onu
bunu boşver de, dün ne oldu anlat bakayım?
-Salla ya boşver. Klasik yoktan problem varetmece. Valla
sıkıldım.
-E ne güzel işte ben de sana Prag’a gidelim diyorum.
Değişiklik olur.
-Ya Burak o işin bir sürü teferruatı var. Konsolos monsolos
gezemem şimdi.
-Ohooo sen ölmüşsün be abi. Yüzyılın dönekliğini yapıyorsun
şu an. Ne yapalım şimdi konsolos gezmeyelim diye yurtiçinde bir yere mi gidelim
tatil için?
-Aslına bakarsan hiçbir yere gitmek istemiyorum.
-Neden?
-Ya biz Avrupa’ya gideceğiz. Aramızdaki problemleri
düzeltmeden gittiğim için Ceyda ile birbirimizden daha da soğuyacağız. Temizlemem
gereken çöplük artacak anlayacağın.
-Cihan ben bana verdiğin sözler ne olacak diye kapris
yapmadığım için mi kaç zamandır yaptığımız planı iki dakikada hiç
edebiliyorsun? İlla ben de mi Ceyda gibi yapayım?
-Kişisel algılama lütfen. Ceydayla aram kötüyken hiçbir şey
yapasım yok. Her şey onunla mutluyken güzel benim için. Kusura bakma.
-Oğlum sen ne diyorsun ya? Seni iyice kaybetmişiz biz. İyi
madem, senin kendin için yaptığın bir planda onun içine sinmeyen bir şey
olduğunda hemen aranızı bozsun, sen hayatını yaşayama, o da multu olsun. Plan iptal
olduğunda da aranız düzelir zaten. Böyle bir hayat olabilir mi? Sen Ceyda için
yaşamayacaksın kardeşim. Kendin için yaşayacaksın. Ceyda’yı bu kadar bencil
bilmezdim.
-Saçmalama Ceyda öyle bir kız değil.
Burak alaycı bir tavırla gülerek:
-Eminim barıştıktan sonra keşke tatile gitseydiniz diyecek.
-Dalga geçme be oğlum.
-Dalga geçmiyorum, olacak olanı söylüyorum. Sonrasında sana
hem iyi görünmek, hem de kendisi bir plan yaptığında ona engel olmaman için
kendini aslında sana karışmayan biri olarak gösterecek.
-Burak.. Kız arkadaşımla ilgili bu kadar eleştirel
konuşmasan..
-Benim yerimde olmak istemezdin Cihan. Mutlu değilsin. Seni
korumaya çalışıyorum. Yaptığının farkında olmadan sana büyük kötülük ediyor.
Beraber Avrupa turuna gideceğiz lan. Nasıl bu kadar bencil olabiliyor? Ortada
gerçekten bir sorun olsa bile, gerçekten sana kızmak için haklı sebepleri olsa
bile, bunu tatilinden sonraya bırakmalı. İyi niyetli olan bunu yapar. İyi
geçireceğin tatilini burnundan getirmez. Neyse gel dışarı çıkalım. Benzin var
mı arabada?
-Yok arkadan itersin.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder